Proje Hakkında Detay Bilgi

Üniversitelerde Engellilere Yönelik Ayrımcılığın Araştırılması ve Ayrımcılığa Karşı Kurum Kültürü Oluşturma Çalışmalarının Etkililiğinin Değerlendirilmesi

 

BÖLÜM I

 

GİRİŞ

 

Problem Durumu

 

Ayrımcılık, bir grup insanın dil, din, cinsiyet ya da bedensel farklılıklarından dolayı diğer insanlarla eşit koşullar altında temel hak ve özgürlüklerini kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını engelleyen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlama olarak tanımlanmaktadır (BM, 2008). Günümüzde engellilerin, ayrımcılık riskiyle karşılaşan en önemli toplumsal gruplar arasında olduğu kabul edilerek, engellilere yönelik ayrımcılığın önlenmesi, gerek kuramsal, gerekse uluslararası ve ulusal kurumlar düzeyinde öncelikli sosyal politika hedeflerinden biri haline gelmiştir (ÖZİDA, 2010).

Son yıllarda gerek uluslararası, gerekse ulusal düzeyde engellilerin haklarının korunması ve ayrımcılığa uğramalarının engellenmesi amacıyla yapılan yasal düzenlemelerin engelli bireylerin yeterli sosyal katılımı gerçekleştirmelerinin ve vatandaşlık haklarını kullanmalarının önündeki engelleri kaldırmak için yeterli olmadığı görülmektedir. Türkiye’de ve Dünya’da birçok ülkede toplumsal, ekonomik, kültürel ve siyasal engeller nedeniyle kısıtlanmış olan engelli bireyler bağımlı bir yaşam sürdürmektedir. Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde özürlülüğe dayalı ayrımcılığın önlenmesi hedefi, toplumda farklı olana yönelik sosyal önyargılar nedeniyle engellilere karşı oluşabilecek olumsuz algı, yaklaşım ve davranışları ortadan kaldırmak amacını taşır. Bu tanım negatif ayrımcılığın ortadan kaldırılması hedefinin bir parçası olarak, fiziksel veya bedensel özürleri nedeniyle eşit muamele görme ve sosyal yaşamın her alanına katılma konusunda türlü engellerle karşılaşan kişilerin önündeki engelleri kaldırma amacını da içermektedir. Bu yaklaşım engellilere yönelik insan hakları perspektifi çerçevesinde engellileri problem olarak görmez, hakları olan eşit bireyler olarak kabul eder. Engelliliğe dayalı ayrımcılığın çeşitli türlerinin farklı boyutlarda ortadan kaldırılabilmesi için yalnızca yasal ve idari düzenlemelerin yapılması yeterli değildir. Bu düzenlemelerden beklenen yararı elde edebilmek için bilgi, farkındalık ve katılım boyutlarının bir arada olması gerekir (Atalay & Sayım Vural, 2007).

Ancak engellilere yönelik ayrımcılıkla ilgili araştırmalar ülkemizde ve genel olarak, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde de hayli sınırlıdır. Bu nedenle engellilerin hangi alanlarda ayrımcılıkla karşılaştıklarıyla ilgili yeterince veri bulunmamaktadır. Ayrımcılıkla mücadelede uygulanacak kamu politikalarının oluşturulması ve uygulanmasında kullanılabilecek araştırma sonuçları sayısı yeterli değildir. Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından, 18 yaş üstü engelli yetişkinlerin “özürlülüğe dayalı ayrımcılığı” dair algı, deneyim ve ayrımcılıkla başa çıkma yollarını ortaya çıkarmak amacıyla yapmış olduğu çalışma önemli veriler sağlamıştır. Bu çalışmada dernekler aracılığı ile engellilere ulaşılmış ve eğitim, istihdam, sağlık, siyaset, adalet, boş zaman faaliyetleri, toplumsal yaşama dahil olma ve ulaşabilirlik/erişebilirlik olmak üzere araştırmada toplam sekiz başlıkta veri toplanmıştır (ÖZİDA, 2010).

Türkiye’de engelliler eğitim alanında büyük ölçüde engellenmiş ve eşitsiz bir konumda bulunmaktadırlar. Türkiye’de engellilerin %36, 3’ü okuryazar değildir. %14,9’u okuryazardır ancak bir okul bitirmemiştir. İlkokul mezunu olanların oranı %33’tür. Ortaokul mezunu olanlar %5,2’dir. Bu orana ilköğretim mezunu olduğunu ifade eden %1,4’lük bir oranı da eklemek gerekir. Lise mezunu olan özürlülerin oranı %5, 6 iken lise ve dengi meslek okullarından mezun olanlar %1,3’tür. Kaynaştırma uygulamalarına ilişkin çalışmalar yapılmış (Akçamete & Ceber, 1999; Akçamete Gürgür & Kış, 2003; Baykoç-Dönmez, Avcı & Aslan ,1997; Diken 2006; Diken & Sucuoğlu, 2001; Girli & Atasoy, 2007; Kargın & Baydık, 2002; Şahbaz, 1997; Uysal, 1995) olsa da, eğitim sürecinde engelli öğrencilerin algıladıkları ayrımcılık ve yaşadıkları ayrımcı tutum ve uygulamaların her eğitim kademesinde kapsamlı bir şekilde araştırılmasına gereksinim olduğu görülmektedir.

Yüksekokul ve fakülte mezunu olan engelliler, ancak %1,8’lik bir orandadır. Bu sonuçlara göre, Türkiye’de engellilere eğitim olanaklarının yeterince sağlanmadığı ya da engellilerin sağlanan olanaklara ulaşamadıkları düşünülebilir. Üniversite eğitiminden yararlanma olanağına ulaşabilmiş bu %1.8 azınlık ise birçok ayrımcı uygulamayla karşılaşmaktadır. Hacettepe Beytepe kampusu ve Ankara Üniversitesinin değişik fakültelerinde yapılan iki çalışmada engelli üniversiteli gençlerin, engelli olmayan üniversiteli gençlerle ortak ihtiyaç ve sorunları paylaştığı söylenebilir; ancak engelli üniversite öğrencileri bu ihtiyaç ve sorunlarla çok daha fazla karşı karşıya kalmaktadırlar. Buna göre özellikle görme engelli öğrencilerin ders kaynaklarına ulaşmada sorun yaşadıkları, ortopedik engelli  öğrencilerinse en fazla kampusun fiziksel koşullarından kaynaklanan sorunlarla başetmek zorunda kaldıkları ifade edilmiştir (Dökmen & Kışlak, 2007). Ancak Üniversitelerde öğrenim görmekte olan engellilerin karşılaştıkları ayrımcı uygulamalara ilişkin çalışmaların yeterli sayıda olmadığı görülmektedir.

Benzer bulgular yurtdışında yapılan çalışmalarda da ortaya konmuştur. Öğrencilerin yüksek öğrenimde karşılaştıkları engeller üniversite yönetimi, akademik personel, fakülte ve diğer öğrencilerin anlayış ve işbirliği göstermemesi, uyarlanabilir destek ve barınma hizmetlerinin yokluğu ve binaların erişilmezliği şeklinde sıralanmıştır. Üniversite ve diğer sınavlar sürecinde de engelli olmanın dezavantajları, ayrımcı ve engelleyici tutumlarla daha da büyük bir sorun halini almaktadır (ÖZİDA, 2010).

Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan, “Toplum özürlülüğü nasıl anlıyor” araştırmasının sonuçları ülkemizde toplumdaki bireylerin engellilerle olumlu etkileşime girmekten kaçınmadığını, özürlülerin eğitim almaları, çalışma hayatına katılmaları gerektiğine inandığını ve engellilere yönelik tutumların olumlu olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgunun yanı sıra, araştırma grubunun yaklaşık yarısı (%46.6) engellilere yönelik önyargıların varlığından söz etmiştir. Özellikle zihinsel yetersizler ve ruhsal sorunu olanlar en çok olumsuz tutum yöneltilen grup olarak belirlenmiştir (ÖZİDA, 2009).

Yurtdışında yapılmış çalışmalarda benzer şekilde, engellilerin hem genel olarak hem de özel olarak önyargılara ve ayırımcılığa maruz kalmakta olduğu ve günümüzde önyargılar ya da ayrımcı tutumların, eskisinden farklı olarak üstü örtülü biçimlerde ortaya çıktığı belirtilmektedir (Deal, 2007). İnsanlar çoğu zaman engellilik ve engelliler hakkında bilimsel olarak doğru bilgilere sahip olmadıkları gibi, engellilere yönelik tutumlarının olumsuz ve zarar verici olduğunun farkında bile değillerdir. Engellilerin karşılaştığı pek çok tepki sosyal tutumlardan kaynaklanmaktadır (Antonah ve Livneh, 2000)

Çalışmalar, engellilerin toplumla bütünleştirilmeleri ile ilgili olumlu gelişmelerin çok yavaş olduğunu ve daha zor değişen ve yaygın olan tutumsal engellerin varlığını sürdürdüğünü göstermektedir (McCoughey & Strohmer, 2005). Bu nedenle, olumsuz tutumların, önyargıların ve ayrımcılığın önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmasına, tutum değiştirme programlarının oluşturulmasına ve bunların hayata geçirilmesine ihtiyaç vardır. Engellilere yönelik olumsuz tutumlar, önyargılar, ayrımcılık ve bunların sonuçları hakkında birey ve toplum düzeyinde farkındalık geliştirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’de de engellilerin toplumsal yaşama katılımını sağlamak için iyileştirme çalışmaları olmakla birlikte hala yapılması gereken çok şey vardır. Ayrımcı tutumları değiştirmek amacıyla bazı çalışmalar yapılması önerilmektedir. Bu çalışmalar; a-eğitim ortamlarında görev yapan personeli, engelli olmayan çocukları ve ailelerini farklı engel gruplarının özellikleri ve yasal hakları ile ilgili bilgilendirmek ve engelli çocuklar ve aileleriyle etkileşim fırsatlarını arttırmak, b- benzer etkinliklerin işverenler ve çalışanlar ile de yürütülmesi, c-uzman denetiminde hazırlanan programlar ile televizyon dizileri ve filmleri ile en etkili iletişim aracı olan televizyondan halkı bilgilendirmek için yararlanmak olarak  belirtilmektedir.

Tutumların özellikle küçük yaşlarda oluşmaya başladığı düşünülürse, okul öncesi yaşlardan itibaren olumlu tutum geliştirme ve olumsuz tutumları değiştirme çalışmaları yapılmalıdır. Öğretmenlerin, yöneticilerin, engelli olmayan bireylerin, engelli bireylerle ve aileleriyle görüşerek yaşadıkları güçlükler hakkında bilgilenmeleri, çeşitli alanlarda başarılı olan engellileri davet ederek onların potansiyellerini görmeleri yararlı olacaktır. Ayrıca bu yaşantıları diğer öğrenciler, öğretim elemanları ve çalışanlarıyla paylaşmaları ve engellilerle farklı biçimlerde etkileşime girerek bakış açılarını genişletmeleri tutum değişiminde önemli adımlar olarak düşünülebilir.

 

Çalışmanın Amacı

 

Bu çalışmanın amaçları üç ana başlık altında toplanabilir.

1-Dokuz Eylül Üniversitesi’ nde öğrenim görmekte olan engelli öğrencilerin, ayrımcılık ve ayrımcılık yaşanan alanlara ilişkin algılarının ve deneyimlerinin, ayrımcılıkla ilgili mevzuat, başvuru ve destek mekanizmaları hakkındaki bilgi düzeylerinin, bireysel düzeyde kullandıkları ayrımcılıkla mücadele yöntemlerinin belirlenmesidir. Engelli öğrencilerin çeşitli alanlardaki ayrımcılık algılama ve deneyim düzeyleri saptanarak bunların engel türü, yaş, cinsiyet, eğitim gördüğü bölüm gibi değişkenlerle göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenecektir.

2- Dokuz Eylül Üniversitesinde öğrenim görmekte olan engelli olmayan öğrencilerin, öğretim elemanlarının, hizmet veren personelin “engellilere yönelik tutumları” ve engelli öğrencilerin karşılaştığı ayrımcılık alanlarına ilişkin algıları ve gözlemleri, ayrımcılık hakkındaki bilgi düzeyleri araştırılacaktır. Bu gruplara uygulanan tutum ölçeği ve ayrımcılık anketinden elde edilen verilerin, ailede engelli yakını olması, yaş, cinsiyet, eğitim gördüğü bölüm gibi değişkenlerle göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenecektir.

3- DEÜ pilot çalışma alanı olarak seçilen eğitim ve sağlık kampuslarında “ayrımcılığa karşı kurum kültürü oluşturma” çalışmaları kapsamında yapılacak olan etkinliklerin engelli olmayan öğrenciler, öğretim elemanları, engelli öğrencilere hizmet veren personelin tutumlarına ve engelli öğrencilerin hakları ve ayrımcılık mevzuatı hakkındaki bilgi düzeylerine etkisi incelenecektir.

 

Bu çerçevede, aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır.

A- Araştırmanın birinci amacına yönelik sorular :

Dokuz Eylül Üniversitesi’ nde öğrenim görmekte olan engelli öğrencilerin “ Üniversitenin Eğitim Hizmetlerine İlişkin Ayrımcılık Algısı”

araştırma problemleri

1.Engelli öğrenciler eğitim sürecinde ayrımcılık yaşıyor mu?

2. Engelli öğrencilerin ayrımcılık algı düzeyi,

a. yaş,

b. cinsiyet,

c. bölüm

d. sınıf düzeyi

e. ekonomik duruma göre farklılaşıyor mu?

3. Ayrımcılık deneyimi düzeyi engellilere yönelik genel ayrımcılık algısına sahip olanlarda, engellilere  yönelik mevzuat ve sözleşme bilgisine sahip olanlarda farklılaşıyor mu?

4. Ayrımcılık deneyimi engele ve engel derecesine göre farklılaşıyor mu?

5. Engelli öğrenciler, eğitim alanında ne tür ayrımcı durumlarla daha sık karşılaşıyorlar?

a. Eğitim imkanlarından yararlanmalarını sınırlandıran doğrudan ayrımcı uygulamalarla hangi sıklıkla karşılaşıyorlar?

b. Eğitim kurumlarının fiziksel elverişsizliği nedeniyle hangi sıklıkla ayrımcılık yaşıyorlar?

c. Eğitimde engellilere yönelik destekleyici hizmet ve/veya teknolojilerin olmaması nedeniyle ne sıklıkta ayrımcılık yaşıyorlar?

d. Eğitim hizmeti verenlerin farkındalık bilgisine sahip olmaması nedeniyle hangi sıklıkta ayrımcılık yaşıyorlar?

6. Eğitim alanında fiziksel çevrenin elverişsizliği nedeniyle ortaya çıkan ayrımcılık deneyimi, engel türüne, engel derecesine ve eğitim durumuna göre farklılaşıyor mu?

7. Eğitim alanında eğitim verenlerin doğrudan ayrımcı haksız davranış ve kötü muamelesinden kaynaklanan ayrımcılık deneyimi, engel türüne göre farklılaşıyor mu?

 

II.“Üniversitenin Sağlık Hizmetlerine İlişkin Ayrımcılık Algısı” araştırma problemleri:

 

1. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki genel ayrımcılık algıları ne düzeydedir?

2. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki genel ayrımcılık algıları

2a. Cinsiyete,

2b. Sosyal güvencesi olup olmamaya,

2c. Engel  türüne,

2d. Genel ayrımcılık algısına,

2e. Kişisel ayrımcılık algısına

göre farklılaşmakta mıdır?

3. Engelli bireylerin sağlık alanındaki ayrımcılık deneyimi ne düzeydedir?

4. Engelli bireylerin sağlık alanındaki ayrımcılık deneyimi düzeyi

4a. Sosyal güvencesi olup olmamaya,

4b. Engel türüne,

4c. Ekonomik duruma,

4d. Genel ayrımcılık algı düzeyine,

4e. Kişisel ayrımcılık algı düzeyine,

4f. Sağlık alanındaki genel ayrımcılık algı düzeyine

göre farklılaşmakta mıdır?

 

Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki yapısal nedenlerden kaynaklı ayrımcılık deneyimi araştırma soruları

5. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki yapısal nedenlerden kaynaklı ayrımcılık deneyimi

5a.Genel ayrımcılık algı düzeyine,

5b. Kişisel ayrımcılık algı düzeyine,

5c. Sağlık alanında genel ayrımcılık algısına,

5d. Ekonomik duruma

göre farklılaşmakta mıdır?

6. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki personelden kaynaklı ayrımcılık deneyimi

6a. Genel ayrımcılık algısına,

6b. Kişisel ayrımcılık algısına,

6c. Sağlık alanında genel ayrımcılık algısına,

6d. Yerleşim yerine,

6e. Ekonomik duruma

göre farklılaşmakta mıdır?

7. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki hizmet kalitesinden kaynaklı ayrımcılık deneyimi ne düzeydedir?

8. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki hizmet kalitesinden kaynaklı ayrımcılık deneyimi

8a. Engel türüne,

8b. Sosyal güvencesi olup olmamaya

göre farklılaşmakta mıdır?

9. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki fiziksel düzenlemelerden kaynaklı ayrımcılık deneyimi ne düzeydedir?

10. Engelli öğrencilerin sağlık alanındaki fiziksel düzenlemelerden kaynaklı ayrımcılık deneyimi

10a. Engel türüne,

10b. Engel oranına

göre farklılaşmakta mıdır?

 

III-Topluma Dahil Olmaya İlişkin Araştırma Problemleri

1. Topluma dahil olma alanında engelliliğe dayalı ayrımcılığa ilişkin engelli öğrencilerin algıları ve

deneyimleri nasıldır?

1.a. Engelli öğrenciler, özürlülerin özürlü olmalarından dolayı topluma dahil olma alanında genel olarak ne sıklıkta ayrımcılığa uğradıklarını düşünmektedir?

1.b. Engelli öğrenciler, topluma dahil olma alanında belirli tipik ayrımcı durumlarla ne sıklıkta karşılaşmışlardır?

1.b.i. Engelli öğrenciler, topluma dahil olma alanında fiziksel çevrenin erişilebilir olmamasından kaynaklanan ayrımcı durumlarla ne sıklıkta karşılaşmışlardır?

1.b.ii. Engelli öğrenciler, topluma dahil olma alanında kişilerin ayrımcı davranışlarından kaynaklanan ayrımcı durumlarla ne sıklıkta karşılaşmışlardır?

1.c. Engelli öğrenciler topluma dahil olma alanında özürlülüğe dayalı ayrımcılığa ilişkin algıları ve deneyimleri, yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, ikamet yeri, engel türü ve derecesi gibi belirli demografik değişkenlerle ilişkili olarak anlamlı ölçüde farklılaşmakta mıdır?

 

ıv-Boş zaman dinlenme ve kültürel faaliyetlere ilişkin ayrımcılık algısı ve deneyimlere ilişkin araştırma problemleri

1. Engelli öğrencilerin boş zaman ve dinlenme faaliyetlerine katılım alanındaki genel ayrımcılık algıları ne düzeydedir?

2. Engelli öğrencilerin sinema, tiyatro, kermes ve konser gibi boş zaman faaliyetlerine katılım düzeyi nedir?

3. Engelli öğrencilerin boş zaman ve dinlenme faaliyetlerine katılım alanında ayrımcılık deneyimleri ne düzeydedir?

4. Engelli öğrencilerin ayrımcılık deneyimi düzeyi,

5a. Cinsiyete,

5b. Boş zaman ve dinlenme faaliyetlerine katılım alanındaki genel ayrımcılık algılarının düşük veya yüksek düzeyde (ilgili değişkenin ortalamasına göre oluşturulmuş olan) olmasına,

5c. Yaşa,

5d. Engel türüne

5e. Engel oranına

5f.  Eğitim gördüğü bölüm

5g. Sınıf düzeyine

göre farklılaşmakta mıdır?

 

v-Bilgiye Erişime İlişkin Araştırma Problemleri

1. Bilgiye erişim alanında engelliliğe dayalı ayrımcılığa ilişkin engelli öğrencilerin  algıları ve deneyimleri nasıldır?

1.a. Engelli öğrenciler, engellilerin engelli olmalarından dolayı bilgiye erişim alanında genel olarak ne sıklıkta ayrımcılığa uğradıklarını düşünmektedir?

1.b. Engelli öğrenciler, bilgiye erişim alanında tipik ayrımcı durumlarla ne sıklıkta karşılaşmışlardır?

1.c. Engelli öğrencilerin  bilgiye erişim alanında engelliliğe dayalı ayrımcılığa ilişkin algıları ve deneyimleri, yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, özür türü ve derecesi gibi belirli demografik değişkenlerle ilişkili olarak anlamlı ölçüde farklılaşmakta mıdır?

 

vı-Ayrımcılıkla Başetme Yollarına İlişkin Araştırma Soruları

1. Engelli öğrencilerin  ayrımcılıkla başetme yollarını kullanma durumuna (hak arama durumu) ilişkin dağılım oranı nedir?

2. Ayrımcılıkla başetme durumu yaşa, ekonomik duruma, yerleşim yerine, bölümü, sınıf düzeyine, istihdam durumuna, engel türüne ve engel oranına göre farklılaşmakta mıdır?

3. Engelli öğrencilerin  ayrımcılıkla başetme sırasında kullandığı yolların dağılım oranı nedir?

4. Ayrımcılıkla başetme yolarına başvurmama nedenlerinin dağılım oranı nedir?

5. Ayrımcılıkla başetme durumu ve ayrımcılıkla başetme sırasında başvurulabilecek yerlerin neler olduğunu bilip bilmeme durumu arasındaki dağılım oranı nedir?

6. Herhangi bir yol kullanarak ayrımcılıkla ilgili hak arayanların, elde ettikleri sonuçların dağılım oranı nedir?

7. Hak arama sırasında herhangi bir kaynaktan destek alma durumuna ilişkin dağılım oranı nedir?

 

VII-Mevzuat Bilgi Düzeyine ilişkin Araştırma Problemleri

 

1. Örneklem grubunun ayrımcılıkla ilgili mevzuat bilgisi ne düzeydedir?

2. Örneklem grubunun ayrımcılıkla ilgili mevzuat bilgi düzeyi

2a. Yaşa,

2b. Cinsiyete

2c. Ekonomik duruma

2d. Engel oranına

2e. Engel türüne,

2f. Eğitim gördüğü bölüme

2g. Sınıf düzeyine

göre farklılaşmakta mıdır?

3. Örneklem grubunun ayrımcılıkla ilgili mevzuat bilgi düzeyi ayrımcılıkla mücadele yollarına başvurup başvurmama durumuna göre farklılaşmakta mıdır?

4. Örneklem grubunun ayrımcılıkla ilgili mevzuat bilgi düzeyi

4a. Genel ayrımcılık algı düzeyine,

4b. Kişisel ayrımcılık algı düzeyine

göre farklılaşmakta mıdır?

 

B-Araştırmanın ikinci amacına yönelik sorular;( Engelli olmayan öğrenciler)

 

1.Engelli olmayan öğrencilerin engellilere yönelik tutumları nasıldır?

2.Engelli olmayan öğrencilerin engelli öğrencilerin karşılaştığı ayrımcılık alanlarına ilişkin algıları ve gözlemleri, ayrımcılık hakkındaki bilgi düzeyleri nasıldır?

3.Engelli olmayan öğrencilerin engellilere yönelik tutum puanları ve ayrımcılık algıları, gözlemleri, bilgi düzeyleri,

3a. Yaşa                                                                                                                                         

3b. Cinsiyete

3c. Ekonomik duruma

3d. Ailede engelli olmasına

3e. Eğitim gördüğü bölüme,

3f.  Sınıf düzeyine

göre farklılaşıyor mu?

4.Engelli olmayan öğretim elemanlarının, engellilere yönelik tutumları nasıldır?

5.Engelli olmayan öğretim elemanlarının engelli öğrencilerin karşılaştığı ayrımcılık alanlarına ilişkin algıları ve gözlemleri, ayrımcılık hakkındaki bilgi düzeyleri nasıldır?

6.Engelli olmayan öğretim elemanlarının engellilere yönelik tutum puanları ve ayrımcılık algıları, gözlemleri, bilgi düzeyleri,

6a. Yaş,

6b. Cinsiyet,

6c. Ekonomik durum,

6d. Ailede engelli olması

6e. Eğitim gördüğü bölüm

6f.  Sınıf düzeyine

göre farklılaşıyor mu?

7.Engelli olmayan idari personelin, engellilere yönelik tutumları nasıldır?

8.Engelli olmayan idari personelin engelli öğrencilerin karşılaştığı ayrımcılık alanlarına ilişkin algıları ve gözlemleri, ayrımcılık hakkındaki bilgi düzeyleri nasıldır?

9.Engelli olmayan idari personelin engellilere yönelik tutum puanları ve ayrımcılık algıları, gözlemleri, bilgi düzeyleri,

9a. Yaş,

6b. Cinsiyet,

6c. Ekonomik durum,

6d. Ailede engelli olması

6e. Eğitim gördüğü bölüm

6f.  Sınıf düzeyine

göre farklılaşıyor mu?

 

C-Araştırmanın üçüncü amacına yönelik hipotezler

 

DEÜ pilot çalışma alanı olarak seçilen eğitim ve sağlık kampüslerınde “ayrımcılığa karşı kurum kültürü oluşturma” çalışmaları kapsamında yapılacak olan etkinlikler; engelli olmayan öğrenciler, öğretim elemanları, engelli öğrencilere hizmet veren personelin tutumlarını olumlu yönde değiştirecek ve engelli öğrencilerin hakları ve ayrımcılık mevzuatı hakkındaki bilgi düzeylerini arttıracaktır.

 

1. “ayrımcılığa karşı kurum kültürü oluşturma” çalışmaları kapsamında yapılacak olan etkinlikler

1a.engelli olmayan öğrenciler,

1b.öğretim elemanları,

1c.engelli öğrencilere hizmet veren personelin tutumlarını olumlu yönde değiştirecektir.

 

2. “ayrımcılığa karşı kurum kültürü oluşturma” çalışmaları kapsamında yapılacak olan etkinlikler

2a. engelli olmayan öğrenciler,

1b.öğretim elemanları,

1c.engelli öğrencilere hizmet veren personelin “engelli öğrencilerin hakları” hakkındaki bilgi düzeylerini artıracaktır.

 3. “ayrımcılığa karşı kurum kültürü oluşturma” çalışmaları kapsamında yapılacak olan etkinlikler

3a. engelli olmayan öğrenciler,

3b.öğretim elemanları,

3c.engelli öğrencilere hizmet veren personelin “ayrımcılık mevzuatı hakkındaki bilgi düzeylerini artıracaktır.

 Araştırmanın Önemi

 Engelliliğin bir insan hakları sorunu olarak tanınması ve engellik nedeniyle ayrımcılığın doğrudan bir düzenleme ile yasaklamaya konu olması 1975 tarihli Engelli Kişilerin Hakları Bildirgesi (1975 EKHB) ile gerçekleşmiştir. Bu bildirge, engelli kişilerin engelli olmayanlarla eşit haklara sahip olduklarını vurgulayarak doğrudan ayrımcılığı yasaklamanın yanı sıra, engelli kişilerin tedavi, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri alma haklarını düzenlemekte ve eğitim, iş ve yargılama gibi alanlarda eşit muamelenin gerçekleşebilmesi için gerekli pozitif tedbirlerin alınmasını öngörmektedir.  Engelliliğin bir ayrımcılık alanı olarak tanımlanması süreci 2006’da Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”nin hazırlanması ve 3 Mayıs 2008’de yürürlüğe girmesiyle yeni ve ileri bir boyut kazanmıştır.

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’ye göre, “engelli” kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir. Bu haliyle sosyal ve fiziksel tanımları birleştiren bir tanım benimsenmiştir.

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’de “engelliliğe dayalı ayrımcılık”, “siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde engelliliğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlama” olarak ve “makul düzenlemelerin” gerçekleştirilmemesini de kapsayacak biçimde tanımlanmıştır.

Sözleşme’nin dayandığı sekiz genel ilke bulunmaktadır: “Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde, kişilerin insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi”; “ayrımcılık yapılmaması”; “engellilerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması”; “farklılıklara saygı gösterilmesi ve engellilerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi”; “fırsat eşitliği”; “erişilebilirlik”; “kadın-erkek eşitliği”; “engelli çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması” (Madde 3) (Gül, 2008).

Bu açıdan Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı yasal temellerin engellilerin haklarından ve özgürlüklerinden eşit vatandaşlar olarak yararlanmalarını ne derecede desteklediği gözden geçirilecek olursa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda kanunların uygulanmasında herhangi bir nedenden ötürü doğrudan ayrımcılık yapılması yasaklanmıştır.

5378 sayılı kanunun 15. maddesinde, engellilerin eğitim alma haklarının engellenemeyeceği ve eğitim kurumlarının engellilerin öğrenmelerini kolaylaştıracak görsel, işitsel, dokunsal vb. gibi her türlü donanımı sağlamakla yükümlü olduğu ifade edilmektedir. Aynı yasanın 32. maddesinde engellilerin eğitimlerinde, meslek yaşamlarında ve günlük yaşamlarında onların uyumlarını kolaylaştıracak her türlü araç gereçlerin ve bilgisayar programlarının sağlanacağı ifade edilmiştir. Bu yasal düzenleme, onların gereksinim duydukları araç-gereç ve donanıma ulaşımlarının sağlanmasını zorunlu kılmaktadır (Ataman & Sayım Vural, 2007). Bu nedenle, yasalarla uygulanmasında karşılaşılan sorunların ve uygulanmama nedenlerinin belirlenmesi gerekmektedir.

Türkiye’de engellilerin topluma katılımlarını ve toplumla bütünleştirilmelerini önleyen engellerin yasalarla ilgili olmadığını, asıl sorunun yasaların uygulanmasında ve denetlenmesindeki yetersizliğin ve toplumun tutumları olduğu görülmektedir (ÖZİDA, 2009). Bu durumda, engellilerin topluma gerçek anlamda bütünleştirilebilmeleri için, onların eğitim ortamlarındaki, çalışma ve iş ortamlarındaki katılımlarını azami derecede arttıracak düzenlemeleri içeren politikaların bir an önce işler hale getirilmesi gerekmektedir. Engellilere yönelik olumsuz tutumlar yok edilebilirse engellilerin toplumsal yaşama tam katılımları sağlanabilir ve toplumsal yaşama tam katılım sağlanabilirse olumsuz tutumlar önlenebilir.

 Sınırlılıklar

 Bu araştırmanın bulguları,

1- DEÜ’ inde eğitim alan görme, işitme, dikkat eksikliği, konuşma bozukluğu, süreğen hastalığı, duygusal/ruhsal sorunları olan ve ortopedik engeli olan öğrencilerle,

2-DEÜ öğrenimine devam eden engelli olmayan öğrenciler, eğitim elemanları ve diğer personelden elde edilen verilerle sınırlıdır.

Zihinsel yetersizliği olan çocuklar yüksek öğretim basamaklarına ulaşamadıkları için doğal olarak araştırma kapsamı dışında kalmıştır. Araştırma sonuçları zihin engelliler dışındaki diğer engel gruplarındaki üniversite öğrencilerini kapsamakta olup, üniversite öğrencisi olmayan genç engellileri kapsayıcı nitelikte değildir.

Bu araştırma kapsamında uygulanan anket formu “13 Aralık 2006 tarihinde yapılan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 61/106 sayılı kararı ile kabul edilen ve 3 Aralık 2008 tarihinde 5825 sayılı Kanun’la iç hukuka aktarılan Birleşmiş Milletler Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme kapsamında Özürlüler İdaresi tarafından “Özürlülüğe dayalı ayrımcılığın ölçülmesi” araştırması için hazırlanmış olan anketten” yararlanılarak oluşturulmuştur.

Sözleşmede yer alan engelli hakları yirmi altı ayrı başlık altındadır. Bu çalışmada eğitim, sağlık, boş zaman faaliyetleri, toplumsal yaşama dahil olma ve ulaşabilirlik/erişebilirlik olmak üzere araştırmada toplam beş başlıkta veri toplanmıştır. Bu nedenle sonuçlar sadece bu alanlardaki ayırımcılık uygulamaları ile sınırlıdır.

 Konu İle İlgili Tanımlar

Ayrımcılık: bir grup insanın dil, din, cinsiyet ya da bedensel farklılıklarından dolayı diğer insanlarla eşit koşullar altında temel hak ve özgürlüklerini kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını engelleyen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlama olarak tanımlanmaktadır.

Engelli: Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişilerdir.

İşitme Engelli: Tek veya iki kulağında tam veya kısmi işitme kaybı olan kişidir. İşitme cihazı ve koklear implant kullananlar da bu gruba girmektedir.

Görme Engelli : Tek veya iki gözünde tam veya kısmi görme kaybı veya bozukluğu olan kişidir. Görme kaybı ile birlikte göz protezi kullananlar, renk körlüğü, gece körlüğü (tavuk karası) olanlar da bu gruba girmektedir.

Ortopedik Engelli : Kas ve iskelet sisteminde yetersizlik, eksiklik ve fonksiyon kaybı olan kişidir. Kol, ayak, bacak, parmak ve omurgalarında kısalık, eksiklik, fazlalık, yokluk, hareket kısıtlılığı, şekil bozukluğu, kas güçsüzlüğü, kemik hastalığı olanlar, felçliler, serebral palsi, spastikler ve spina bifida olanlar bu gruba girmektedir.

Dil ve Konuşma Engelli: Herhangi bir nedenle konuşamayan veya konuşmanın hızında, akıcılığında, ifadesinde bozukluk olan ve ses bozukluğu olan kişidir. İşittiği halde konuşamayanlar, gırtlağı alınanlar, konuşmak için alet kullananlar, kekemeler, afazi, dil-dudak-damak-çene yapısında bozukluk olanlar, işitme kaybına bağlı dil ve konuşma bozukluğu olanlar bu gruba girmektedir.

Ruhsal ve Duygusal Hastalığı Olan: Duygu, düşünce ve davranışlardaki normalden farklı örüntüler nedeni ile günlük yaşam aktivitelerini tamamlamada, kişiler arası ilişkilerini devam ettirmede güçlük yaşayan kişidir. Depresyon şizofreni gibi hastalıklar bu gruba girmektedir.

Süreğen Hastalık: Kişinin çalışma kapasitesi ve fonksiyonlarının engellenmesine neden olan, sürekli bakım ve tedavi gerektiren hastalıklardır (kan hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları, idrar yolları ve üreme yolları hastalıkları, cilt ve deri hastalıkları, kanserler, endokrin ve metabolik hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, HIV).

  

BÖLÜM II

İLGİLİ YAYIN VE ARAŞTIRMALAR

Toplumların engellilere yönelik yaklaşım biçimleri  tarihsel gelişim içinde çeşitli aşamalardan geçmiştir. Dini ve ruhani bakış açısının hakim olduğu moral yaklaşımda engellilik şeytani güçler, cadılık, büyücülük gibi kavramlarla açıklanmaya çalışılmış, kimi zaman da kişilere tanrı tarafından verilen ceza veya lütuf olarak değerlendirilmiştir. Bilimsel gelişmelerle birlikte engellilik kavramına yaklaşım değişmeye başlamıştır. Engelliliği, “bireyin fiziksel, duyuşsal, bilişsel ve davranışsal bir bozukluk” olarak tanımlayan  tıbbı/bireysel yaklaşım, engelliliği mutlaka düzeltilmesi, tedavi ve rehabilite edilmesi gereken bir durum olarak kabul eder (Çalık, 2010). Engelliliği toplumsal bir sorun yerine bireysel bir trajedi olarak gören bu yaklaşım acıma, başkasına muhtaç olma gibi birçok olumsuz yargıyı da beraberinde getirmiş, engelliler ötekileştirilerek dışlanma ve ayrımcılığa maruz kalmıştır.  Engellileri ihtiyaçlarının ve bu ihtiyaçlarının çözüm önerilerinin başkaları tarafından belirlendiği bir “nesne” konumuna düşürdüğü için bu iki yaklaşım da eleştirilmektedir (Barnes, 1998; Çalık, 2010).  

İkinci dünya savaşı sonrasında azalan işgücü için engellilere gereksinim duyulması ve insan haklarındaki gelişmeler sonucunda engellilik bireysel bir trajedi olmaktan çıkmış ve sosyolojik/insan hakları yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşıma göre engellilik kişinin bireysel sınırlılığından çok fiziksel ve sosyal çevrenin yarattığı engellerden kaynaklanmaktadır. Engelliliğin sosyal olarak kavranması ve engellilere yönelik ayrımcılığın sosyal model üzerinden kavramsallaştırılması sakatlığın önemini ya da uygun tıbbi müdahaleyi reddetmek anlamına gelmediği, aksine engellilerin yaşam koşullarını dönüştürmek için gereken sosyal politika hedeflerinin oluşturulması için bir yol sunduğu (Barnes, 1998) belirtilmektedir.

Günümüzde engellilere yönelik sosyal politika yaklaşımları temel olarak sosyal model çerçevesinde şekillenmektedir. Sosyal model uluslararası düzeyde Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yaptığı tanımlar ve düzenlemeler sonucunda geçerliliğini kabul ettirmekte ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yaygın ve hâkim çerçeveyi oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin özürlülük konusuna ve engelli nüfusa yaklaşımı da sosyal model çerçevesinde şekillenmektedir (Burcu, 2007).

Engelliler de, tıpkı engelli olmayanlar gibi toplumun bir parçası olduklarında, bir vatandaş olarak eşitlikçi ve saygılı muamele gördüklerinde, dikkat çekmeden işlevde bulunabildiklerinde, yok sayılmadıklarında, toplumda yer alıp katkıda bulunduklarında, potansiyellerini sonuna kadar kullandıklarında, kendi yaşamlarını kendileri yönettiklerinde toplumla bütünleştiklerinden söz edilebilir. (Ven, Post, Witte ve Heuvel, 2005). Ancak bütün uluslararası sözleşmeler ve ulusal yasal düzenlemelere rağmen engellilere yönelik ayrımcı davranışlara toplumsal yaşamın her alanında karşılaşılabilmektedir. Yurtdışında yapılan ve birçok araştırma ayrımcı uygulamaların devam ettiğini göstermektedir. Örneğin, 2002 yılında yayınlanan Avrupa’da Ayrımcılık raporuna göre etnik dinsel köken nedeniyle ayrımcılık birinci sırada, fiziksel ya da zihinsel engel ve ruh sağlığı nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmak ikinci sırada yer almaktadır. Aynı raporda ayrımcılık açısından en fazla dezavantaja sahip olan grubun zihinsel engeli ve ardından fiziksel engeli olanlar olduğu saptanmıştır  (Marsh, Sahin-Dikmen, 2002). Bir başka çalışmada, işitme yetersizliği ile ayrımcılık arasında negatif korelasyon, öğrenme ve fonksiyonel yetersizlik durumları ile algılanan ayrımcılık arasından pozitif korelasyon saptanmıştır (Moore ve ark, 2011). Şehirde yaşayan engelliler kırsal alanda yaşayanlardan daha az ayrımcılık yaşamaktadırlar. Yaş arttıkça algılanan ayrımcılık azalmaktadır. Yetersizliğin şiddeti arttıkça algılanan ayrımcılık da artmaktadır  (Moore ve ark, 2011). 

Bazı çalışmalarda, engellilerin, sağlık ihtiyaçlarının karşılanmadığına dair bildirimlerinin engelsiz bireylerden daha yüksek olduğu saptanmıştır (akt.Hwang ve diğ., 2009). Bu sonuçlar, ABD’de hizmet sağlayıcılarla yapılan araştırmanın sonuçlarıyla uyumludur. ABD’de hizmet sağlayıcıların, daha çok işitme özürlülerin (%33) sağlık hizmetine erişmekte zorlanacaklarını düşündüklerini saptamıştır (akt.Hwang ve diğ., 2009).

Türkiye’de ise Başbakanlık Özürlüler İdaresi (2009) tarafından ülke çapında yapılmış çalışmalardan biri olan, “toplum özürlülüğü nasıl anlıyor?” araştırmasında engellilere yönelik tutumlar incelenmiştir. Sonuçlar, Türkiye genelinde engellilere yönelik tutumların, algıların ve düşüncelerin genelde “olumlu” olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte engellilere acıma belli sosyal ortamlarda engellileri tercih etmeme, eğitim ortamlarında belli engel gruplarının ayrı okullarda eğitim görmeleri gibi gizli olumsuz tutumların varlığı da belirlenmiştir. Bu sonuç, engellilere yönelik tutumların olumlu yönde değişmekte olduğunu göstermekle birlikte engellilerin toplumsal yaşama tam katılımlarının sağlanması için tutumların değiştirilmesi konusunda çalışmaların devam etmesi gerekmektedir.

Özürlüler idaresi tarafından yapılan diğer bir çalışma olan “özürlülüğe dayalı ayrımcılığın  ölçülmesi” çalışması da (2010) ülkemizde engellilerin durumu ve yaşadıkları ayrımcı uygulamalar alanında önemli bilgiler sağlamıştır. Bu araştırma sonuçlarına göre;

a- Fiziksel çevreye ilişkin ayrımcılık: Fiziksel çevrenin ulaşılabilir nitelikte olmamasından kaynaklanan ayrımcılık deneyimi, kamuya açık alanlarda en yüksek olarak bulunmuştur; örneklem grubunun dörtte üçü kamuya açık alanlara uygun düzenlemelerin yokluğu nedeniyle ulaşamadığını belirtmiştir. Ardından sırasıyla şehir içi toplu taşıma, kamuya açık binalar ve şehirlerarası toplu taşıma gelmektedir. Fiziksel çevrenin ulaşılabilir nitelikte olmamasından kaynaklanan ayrımcılığa maruz kalma deneyimi sıklığının, alandaki yazından hareketle beklendiği gibi, engel türüne, yerleşim yerine, engelin derecesine, engelin doğuştan olup olmamasına ve eğitim düzeyine göre anlamlı olarak farklılaştığı bulunmuştur. Ortopedik engellilerin, yüksek dereceli engellilerin, yüksek eğitimlilerin, sonradan engelli olanların, yaşamının büyük bölümünü kentte geçirenlerin bu alt-alanda görece daha yüksek sıklıkta ayrımcılığa maruz kaldıkları bulunmuştur (ÖZİDA, 2010).

b-Sağlık alanına ilişkin ayrımcılık: Ayrımcılık örneklem grubunun %55.9’u arasıra, çoğu zaman ya da her zaman sağlık alanında ayrımcılık olduğunu düşünmektedir. Bu orana nadiren ayrımcılık algıladığını belirtenler de eklendiğinde oran %72.6’ya çıkmaktadır. Kadınların, sosyal güvencesi olmayanların ve genel ve kişisel ayrımcılık algısı yüksek olanların sağlık hizmetlerine erişimde, erkeklere, sosyal güvencesi olanlara ve genel ayrımcılık algısı daha düşük olanlara göre daha yüksek düzeyde ayrımcılık algıladığı ortaya çıkmıştır. İşitme engelli grubun, diğer tüm gruplara kıyasla anlamlı olarak daha fazla ayrımcılık algıladığı ortaya çıkmıştır (ÖZİDA, 2010)..

c-Toplumsal yaşama katılıma ilişkin ayrımcılık: Topluma dahil olma alanında, kişilerin engellilere yönelik ayrımcı davranışlarının önemli bir ayrımcılık kaynağı olduğu görülmektedir. Örneklem grubunun üçte ikisi en az bir kez tanımadığı kişilerin antisosyal davranışlarına (alay, aşağılama vb.) maruz kalmış; yaklaşık yarısı en az bir kez kamu görevlisi tarafından kötü muameleye (alay, aşağılama vb.) uğramış ve en az bir kez resmi kurum veya banka görevlilerinin ayrımcı davranışlarıyla (şahit isteme, vb) karşılaşmıştır. Örneklem grubunun yaklaşık dörtte biri ise, bu türden durumlarla her zaman ya da çoğu zaman karşılaştığını belirtmiştir (ÖZİDA, 2010). .

Kişilerin ayrımcı davranışlarından kaynaklanan ayrımcılığa maruz kalma deneyimi sıklığı, alandaki yazından hareketle beklendiği gibi, engel türüne ve derecesine, cinsiyete ve yerleşim yerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Kişilerin ayrımcı davranışlarından kaynaklanan ayrımcılığa, kadınlar, ortopedik engelliler ile yüksek dereceli engelliler görece daha yüksek sıklıkta maruz kalırken; yaşamının büyük kısmını kasabada geçirenlerin görece daha düşük sıklıkta maruz kaldıkları bulunmuştur. Alan yazın göz önüne alındığında sıradışı olan bulgu, görünür engelin kişilerin ayrımcı davranışlarına maruz kalma bakımından anlamlı düzeyde bir farklılaşmaya neden olmamasıdır.

d-Eğitim alanına ilişkin ayrımcılık: Araştırma sonuçları göstermiştir ki, engel grupları arasında işitme engelli bireyler eğitim alanında en fazla ayrımcılık yaşayan grubu oluşturmaktadır. İşitme engelli bireylerin eğitimciler tarafından haksız muamele ve olumsuz davranışa maruz kaldığını vurgulaması dikkat çekici bir durumdur. Bu durumun, eğitim alanında özellikle işitme engelli bireylerin ihtiyaç duyacağı eğitim araç ve teknolojilerinin yetersiz olması ve daha da önemlisi eğitimcilerin bu özür grubuna dâhil bireylerle çalışma konusunda gerekli eğitimden yoksun olmasıyla ilişkili olduğunu düşünmek mümkündür. Yanı sıra, birden fazla engeli olanlar ve engel derecesi yüksek olanlar da eğitim alanında yüksek düzeyde ayrımcılık deneyimine sahiptir. Engelli grupları arasında ortopedik engellilerin de eğitim alanında ayrımcılık deneyiminin oldukça yüksek olduğu görülmektedir, ancak ortopedik engelliler açısından ayrımcılık en fazla fiziksel çevrenin elverişsizliğinden kaynaklanmaktadır (ÖZİDA, 2010).

Engelli bireyler istedikleri düzeyde eğitim alma imkânlarından faydalanmak konusunda da ayrımcılıkla karşı karşıyadır. Örneklem grubundaki her üç özürlü bireyden, yalnızca biri yükseköğrenim düzeyinde eğitim imkânlarına ulaşabilmiştir

e-Biliye erişime ilişkin ayrımcılık: Ayrımcılık araştırması katılımcıları, en fazla eğitimde gerekli iletişim araç ve teknolojilerinin kullanılmaması nedeniyle ayrımcılık yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bu durum, özellikle, işitme, dil ve konuşma ile görme engelli bireyler için eğitim başarısını ve eğitim kurumlarında sosyal uyumu etkileyen bir unsurdur. Araştırma kapsamında görüşülen engelli bireylerin eğitim alanında ayrımcı yaklaşım ve uygulamalar arasında dikkat çektikleri bir başka unsur da eğitimcilerin engellilik konusunda eğitimli olmamasıdır. Ayrımcılığa karşı herhangi bir yasal ve kurumsal düzenlemenin eğitim kurumlarındaki yöneticiler ve eğitimcilerin engellilik konusunda eğitimli olmaması durumunda başarılı olması mümkün görünmemektedir. Gerek engelli bireylerin öğretim başarısının sağlanması, gerekse eğitimcilerin yaklaşım ve tutumlarından kaynaklanan ayrımcılığın ortadan kaldırılması için eğitim kurumlarında çalışan yönetici ve öğretmenlere farkındalık eğitimi verilmesi gereği araştırmadan çıkan sonuçlar arasındadır (ÖZİDA, 2010).

f-Boş zaman ve dinlenme faaliyetlerine ilişkin ayrımcılık: Engellilerin, bu alana ilişkin ayrımcılığa maruz kalma deneyimleri eğitim düzeyine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. İlkokul mezunlarının üniversite mezunlarına kıyasla boş zaman ve dinlenme faaliyetlerine katılım alanında anlamlı olarak daha yüksek düzeyde ayrımcılık deneyimine sahip oldukları bulunmuştur ve sonuç daha önceki çalışmaların bulgularıyla da tutarlıdır (ÖZİDA, 2010). Engelli bireyler, boş zaman faaliyetlerinin olası olumlu etkilerinden yeterince faydalanamamış veya tersine algıladıkları ayrımcılık nedeniyle bu faaliyetleri stres yaratıcı deneyimler olarak algılıyor olabilirler.

g-Ayrımcılıkla ilgili yasal düzenlemeler ve hak arama: Ayrımcılık araştırma grubunun yarıdan fazlası, hak arayacağı yerleri bilmediğini belirtmiştir. Hak arama konusunda destek alma durumuna bakıldığında %32 oranıyla, engellilere yönelik faaliyette bulunan derneklerin en sık destek alınan yer olduğu görülmektedir. Ayrımcılığa uğradığını düşünen engelli kişiler, sırasıyla dernekten, yakınlarından, ilgili kamu kurumundan, avukattan, valilikten, kaymakamlıktan ve belediyeden yardım aldıklarını belirtmişlerdir. Engellilerin hukuki danışmanlık alabileceği kurumsal yapılar olan il ve ilçe insan hakları kurulları ile Büyükşehir belediyelerinin engelli hizmet birimlerinin ‘valilik’, ‘kaymakamlık’ ve ‘belediye’ başlığı altında ifade edildiğini dikkate alarak, destek alan engelli kişilerin yalnızca %10’unun yasal düzenlemelerle destek vermekle görevlendirilmiş olan kamu kurumlarına başvurduğu söylenebilir (ÖZİDA, 2010)..

Ayrımcılıkla ilgili yasal destekler arasındaki en önemli metin olan “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme” den haberdar olanların oranı, örneklem grubunun beşte biridir. Sözleşmenin yaygın olarak bilinmediğini, ancak sözleşmeden haberdar olan az sayıda engelli bireyin sözleşmeyi iyi bildiği söylenebilir. Engelliliğe dayalı ayrımcılıkla ilgili mevzuat, 46 yaş üstündekileri engelliler, gelir düzeyi daha yüksek olanlar, eğitim düzeyi daha yüksek olanlar, büyük  şehirlerde yaşayanlar, engel oranı %59’un üstünde olanlar, erkekler ve çalışanlar tarafından daha fazla bilinmektedir.

Ayrımcılık algısı ve başetme pratiğiyle mevzuat bilgi düzeyi arasında da doğrudan bir ilişki vardır. Genel ve kişisel ayrımcılık algısı yüksek olanlar ile hak arama yollarına daha fazla başvuranların mevzuat bilgi düzeyleri de daha yüksektir. Bu veri, başetme sürecinin mevzuatı öğrenmek açısından kritik önemde olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, mevzuattan yararlanma ve mevzuatı bilme süreçlerinin birbirlerini destekledikleri düşünülebilir. Ayrımcılık algısının hak arama bilgisiyle ilişkisine bakıldığında, ayrımcılık karşısında hakkını nasıl arayacağını bildiğini söyleyen grubun genel ayrımcılık algısının da yüksek olduğu görülmektedir (ÖZİDA, 2010).

Üniversite öğrencisi engellilerin sorunlarına ilişkin çalışma sayısı sınırlıdır. Hacettepe Beytepe kampüsü ve Ankara Üniversitesinin değişik fakültelerinde yapılan iki çalışmada özürlü üniversiteli gençlerin, özürlü olmayan üniversiteli gençlerle ortak ihtiyaç ve sorunları paylaştığı söylenebilir; ancak engelli üniversite öğrencileri bu ihtiyaç ve sorunlarla çok daha fazla karşı karşıya kalmaktadırlar. Buna göre özellikle görme engelli öğrencilerin ders kaynaklarına ulaşmada sorun yaşadıkları, ortopedik engelli  öğrencilerinse en fazla kampusun fiziksel koşullarından kaynaklanan sorunlarla başetmek zorunda kaldıkları ifade edilmiştir (Burcu, 2007).

Benzer bulgular yurtdışında yapılan çalışmalarda da ortaya konmuştur. Öğrencilerin yüksek öğrenimde karşılaştıkları engeller üniversite yönetimi, akademik personel, fakülte ve diğer öğrencilerin anlayış ve işbirliği göstermemesi, uyarlanabilir destek ve barınma hizmetlerinin yokluğu ve binaların erişilmezliği şeklinde sıralanmıştır. Üniversite ve diğer sınavlar sürecinde da engelli olmanın dezavantajları, ayrımcı ve engelleyici tutumlarla daha da büyük bir sorun halini almaktadır.

Genel eğitimin daha alt basamaklarında da engelliler bir çok ayrımcı uygulamayla karşılaşılabilmektedir. Bu veriler ışığında eğitim sürecinde engelli öğrencilerin algıladıkları ayrımcılık ve yaşadıkları ayrımcı tutum ve uygulamaların her eğitim kademesinde kapsamlı bir şekilde araştırılmasına gereksinim vardır. Okul öncesinden itibaren kaynaştırma sürecinde yer alan engelli öğrencilerin sosyal kabulü ve kaynaştırma sürecinde yaşanan sorunlara ilişkin çalışmalar, engelli öğrencilerin birçok olumsuz tutumla karşılaştığını göstermektedir (Akçamete & Ceber, 1999).

BM Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi ise giriş bölümünde “Engellilik durumunun, yoksunluğu olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlardan ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı gerçeğini kabul ederek, “Engelliler için Dünya Eylem Programı ve Engelliler için Fırsat Eşitliğinin Sağlanmasına Yönelik Standart Kurallar’ da yer alan ilke ve politika önerilerinin özürlülere fırsat eşitliği sağlanmasına yönelik ulusal, bölgesel ve uluslar arası düzeyde politikaların, planların, programların ve eylemlerin geliştirilmesi, tasarlanması ve değerlendirilmesine katkısını göz önünde bulundurarak” vurguları yapılmıştır. Bununla birlikte Sözleşme, 8. Maddesi ile “Toplumda farkındalık yaratmaya yönelik etkin kampanyaların tasarlanması, başlatılması ve sürdürülmesi”, “Engelli bireylerin haklarının kabul edilebilirliği konusunda toplumun eğitimi, engellilere yönelik olumlu yaklaşımların ve toplumsal farkındalığın artırılması, engelli bireylerin becerilerinin, meziyetlerinin arttırılması konularında çalışmalar yapılması” hususlarını bağlayıcı tedbirler alma hükmüne bağlamıştır (Gül, 2008).

Ülkelerin engellilere yönelik ayrımcılığın azaltılmasını sağlamak amacıyla; “eğitim, iş ve sosyal ortamlarda engelli olan ve olmayan bireyleri ortak amaçlar doğrultusunda, işbirliği ve etkileşimin olduğu etkinliklerde biraraya getirecek önleyici ve müdahale edici programlar geliştirmeleri, bu amaçla proje yarışmaları düzenlemeleri, projeleri hayata geçirmeleri ve bu programların etkililiğini test etmeleri gerekdiği belirtilmektedir (ÖZİDA, 2010).    

Engellilerin toplumun etkin bireyleri olmasının sağlanması için topluma yönelik engelliler hakkında bilgilendirici, farklı engel gruplarının tanıtıldığı, engel gruplarının ihtiyaçlarına yönelik farkındalık ve duyarlılığın arttırılmasını amaçlayan programlar ile halkın aydınlatılması, dolayısıyla önyargıların azaltılması ve ortadan kaldırılması ile ilgili çalışmalar yapılması önerilmektedir.

Bu çalışmaları yaparken pek çok teknikten yararlanılmaktadır. Bu teknikler üç genel başlık altında toplanabilir: Bilgilendirme, simülasyon ve kişisel ilişki kurma. Bilgilendirme yoluyla bireyler engellilerle daha rahat iletişim kurmakta ve bir özür grubu hakkındaki bilgi ve deneyimlerini diğer gruplara da genelleyebilmektedirler (Campbell, Gilmore & Cuskelly, 2003). Örneğin, ilköğretim okulu öğrencilerine uygulanan engellilerle ilişki kurmaya dayalı bir program, engellilere yönelik önyargıları azaltmıştır (Cameron & Rutland, 2006). Ayrımcılıkla ilgili bir ders alan üniversite öğrencilerinin, engellilere ve ırksal azınlıklara yönelik olumlu tutumların geliştiği, cinsiyet rollerini eşit bir şekilde algıladıkları ve kültürler arası farklılıklara hoşgörülerinin arttığı bulunmuştur (Probst, 2003). Engelliler ile ilgili ders almış yaşlı katılımcıların tutumları da olumlu yönde değişikliğe uğramıştır (Pruett, Lee, Chan, Wang & Lane, 2008). Üniversitelerin akademik personelinin öğrenme güçlüğü olan öğrencilere yönelik algılarında bilgili olmanın da önemli olduğu vurgulanmıştır (Murray, Wren & Keys, 2008).

Simülasyon, engellilere yönelik olumsuz tutumları değiştirmede kullanılan tekniklerden biri olan simülasyon çalışmalarında, engelli olmayan kişilerin sanki engelliymiş gibi davranmaları ve onların yaşadıklarını anlamaya çalışmaları sağlanır. Böylece, bireylere eğer engelli olsalardı neler yaşayabilecekleri ile ilgili bir deneyim sunulur. Engellilere ilişkin olumsuz tutumları değiştirmek amacıyla yapılan simulasyon çalışmalarının etkilerini inceleyen araştırmalarda bir taraftan belirsiz, müphem sonuçlar elde edilirken, bir meta analiz çalışmasında Flower, Burns & Bosttford-Miller (2007), simülasyonun başarısının fazla olmadığı, engellilerle etkileşimin tutum değişiminde en yüksek etki gücüne sahip değişken olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Simülasyon, ancak bilgilendirme ve ilişki kurma ile birlikte kullanıldığında olumlu sonuçlar vermektedir (Handlers ve Austin, 1980; Leyser, Cumblad & Strickman, 1986; Rule ve ark., 1985). Dokuzuncu sınıf öğrencilerine fiziksel engel hakkında bilgi veren bilişsel yaklaşım ile bilginin yanı sıra engelli atletler ile beden dersinde uygulamalı etkinliklerin yer aldığı bilişsel davranışçı yaklaşımı kullanan Krahe & Altwasser (2006), bilginin tek başına sunumunun tutum değişikliği yaratmak için yeterli olmadığın bildirmişlerdir. Bir diğer deyişle, engellilere ilişkin olumsuz tutumların olumlu yönde değişmesi için hem engelliler hakkında bilgi vermek, kalıp yargılar hakkında konuşmak gibi bilişsel etkinliklerin hem de onlarla doğrudan ilişki kurmak, birlikte etkinlikte bulunmak gibi davranışsal etkinliklerin bir arada olmasının önemi vurgulanmaktadır Pek çok çalışma, engellilerle doğrudan ilişki içinde olmanın bireylerin sosyal kaygılarının azalmasına, engelliye ilişkin olumlu algıları zenginleştirip olumlu tutumların oluşmasına katkıda bulunduğunu ve sosyal kabullerini arttırdığını göstermektedir (Barr ve Bracchitta, 2008; Girli &Atasoy, 2007; McDougall, Devit, King, Miller & Killip, 2004; Marom, Cohen ve Naon, 2007; Meyer, Gouiver, Duke & Advokat, 2001; Rimmerman, Hozmi & Devdevany, 2000).

  

BÖLÜM III

YÖNTEM

 Araştırma Modeli

 Bu araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Dokuz Eylül Üniversitesinde öğrenim görmekte olan engelli öğrencilerden oluşturulmuş olan bir örneklem ve engelli personel üzerinden “ayrımcılık algısı ve deneyimi” ve bazı değişkenlerle ilişkisi araştırılacaktır. Bunun yanı sıra engelli olmayan diğer öğrenciler, eğitimciler ve personelden oluşturulacak olan örneklemin “engellilere yönelik tutumları” nı, çeşitli alanlardaki ayrımcılık algıları ve gözlemleri, ayrımcılıkla ilgili mevzuat bilgi düzeyleri araştırılacak ve bu alandaki tutumlarının, algıları ve gözlemlerinin, bilgi düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre (yaş, cinsiyet, eğitim durumu vs.) farklılaşıp farklılaşmadığı belirlenmeye çalışılacaktır.

Bu nedenle çalışmanın bu bölümünde “Tarama Modeli” kullanılacaktır. Tarama Modeli’nde geçmişte ya da içinde bulunduğumuz zamanda oluşan olayların ve durumların betimlenmesi amaçlanır. Olayların ve durumların olduğu gibi aktarılmasına çalışılır. Bu araştırmada bir evren tanımlanıp o evreni simgeleyen bireylerin örneklem olarak seçilmesi ve örneklemden tahminlerin yapılması biçiminde uygulanan genel Tarama Modeli uygulanmıştır.

Araştırmanın ikinci bölümünde “Ayrımcılığa Karşı Kurum Kültürü Oluşturulması” amacıyla yapılacak olan etkinlik programının etkililiği, ön test-son test kontrol gruplu deneysel desenle değerlendirilecektir. Proje kapsamında planlanan etkinliklere katılan diğer öğrenciler, öğretim elemanları ve diğer üniversite personeli deney grubunu, katılmayanlar ise kontrol grubunu oluşturacaktır.

 Evren ve Örneklem

 Araştırmanın evreni Dokuz Eylül Üniversitesinde eğitim gören engelli öğrenciler, diğer öğrenciler, eğitimciler  ve hizmet veren engelli personel ve diğer personeldir.

DEÜ’nde 2011-2012 öğrenim döneminde 758 engelli öğrenci bulunmaktadır. %99 güven aralığında, %5 hata oranıyla belirlenen örneklem sayısı 355dir.  Üniversitede okuyan toplam öğrenci sayısı 50.000’dir. %99 güven aralığında %5 hata oranıyla engelli olmayan öğrenciler için örneklem sayısı 655’dir. Öğrencilerden 2. ve 3. sınıfta okuyan öğrenciler araştırmaya dahil edilecektir.

Üniversitemizdeki öğretim elemanı sayısı 3047’dir.  %99 güven aralığında %5 hata oranıyla örneklem sayısı 545 kişi olarak hesaplanmıştır. Öğrencilere hizmet veren idari personel sayısı 3370’dir. %99 güven aralığında, %5 hata oranıyla belirlenen örneklem sayısı 555’tir.

Araştırma grubunun 404 engelli ve 1755 engelsiz birey olmak üzere toplam 2310 kişiden oluşturulması planlanmaktadır.

 Veri Toplama Araçları

 Araştırmanın engelli öğrencilerden toplanacak olan verileri “Ayrımcılık Ölçeği”, “Yetersizlikten Etkilenmiş Kişilere Yönelik Tutum Ölçeği (YEKYTÖ)” ve anket formları olmak üzere üç araç seti ile toplanacaktır.

 1-Anket Formları

 Araştırmacılar tarafından, katılımcıların demografik bilgileri ve ayrımcılığa ilişkin algı, bilgi ve deneyimlerini belirlemek amacıyla  ÖZİDA’nın  “özürlülüğe dayalı ayrımcılık araştırması” çalışmasından (2010) yararlanılarak hazırlanmıştır. Engelliler ve engelsizler için oluşturulmuş iki ayrı formdan oluşmaktadır.

Anket formu A (Engelli Öğrenciler ve engelli personel): Engelli katılımcıların, demografik bilgileri ve mevzuat bilgisi, ayrımcılık deneyimi ve baş etme yolları olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Ayrımcılık algı ve deneyimi bölümü de kendi içinde; eğitim, sağlık, dinlenme ve boş zaman faaliyetlerine katılım, topluma ve toplumsal yaşama katılım, bilgiye erişim olarak beş alt alana ayrılmaktadır. Bu alanları kapsayan toplam 70 sorudan oluşmaktadır.

Anket Formu B (Diğer öğrenciler ve öğretim elemanları, hizmet veren personel): Katılımcıların, demografik bilgileri ve mevzuat bilgisi, ayrımcılık algıları ve gözlemleri olmak üzere üç ana bölümdeki toplam 20 sorudan oluşmaktadır. 

 2-Ayrımcılık Ölçeği

 Her Gün Karşılaşılan Ayırımcılık Ölçeği- Every Day Discrimination Scale- Williams ve ark. tarafından (1997) geliştirilmiştir. Geçerlik güvenirlik çalışması Amerika’da yaşayan Siyah, Beyaz, Asyalı ve İspanyol  1139 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin cronbach alfa değeri 0.88’dir. Ölçek 1 den 6’ya kadar derecelendirilen likert tipi bir ölçektir. Ölçek 5 maddeden oluşmaktadır (1.Diğer insanlara kıyasla bana daha az nazik davranılıyor, 2.Diğer insanlara kıyasla bana daha az saygı gösteriliyor, 3. Restoran ve mağazalarda diğer insanlara kıyasla daha kötü hizmet alıyorum, 4. İnsanlar sanki zeki değilmişim gibi davranıyorlar, 5.İnsanlar benden korkuyorlarmış gibi davranıyorlar). Williams ve ark. tarafından (1997) geliştirilen ayrımcılığa karşı tetikte olmaya-Vigilance- yönelik 4 sorudan oluşan diğer ölçeğin cronbach alfa değeri 0.77’dir. Ölçeğin 1’den 6’ya kadar derecelendirilen maddeleri şunlardır: 1.Evden çıkmadan önce, diğer insanlardan gelebilecek olası hakaretlere kendimi hazırlıyorum, 2. Kendimi görünüşüm konusunda her zaman çok dikkatli olmak zorunda hissediyorum (iyi hizmet almak veya tacize uğramayı önlemek için), 3. Ne söyleyeceğime ve bunları nasıl söyleyeceğime dikkat ediyorum, 4.bazı sosyal durumlardan ve yerlerden kaçınmaya çalışıyorum.

Her gün karşılaşılan ayrımcılık ölçeği başta etnik ayrımcılık olmak üzere yaş, cinsiyet, boy, kilo, fiziksel görünüm gibi başka nedenlerle karşılaşılan ayrımcılığı belirlemek içinde kullanılabilmektedir (Williams ve ark, 1997). 

 3-Yetersizlikten Etkilenmiş Kişilere Yönelik Tutum Ölçeği (YEKYTÖ)

 Ölçek Yuker ve Block tarafından 1986’da (Attitudes Towards Disabled Person) engelli bireylere yönelik olumlu ve olumsuz tutumları değerlendirmek için geliştirilmiştir. Özyürek tarafından Eğitim Fakültesi birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri örnekleminde Türkçe uyarlaması yapılmıştır. Ölçeğin amacı, engel gruplarını özel olarak ayırmaksızın, genel anlamda yetersizlikten etkilenmiş kişilere yönelik tutumları ölçmektir. Ölçeğin güvenirlik katsayısı .67-.83, test-tekrar test güvenirlik katsayısı .76 olarak saptanmıştır.

Ölçek 20 maddeden oluşmaktadır ve 6’lı likert biçiminde hazırlanmıştır. (+3 Tamamen Katılıyorum, +2 Katılıyorum, +1 Biraz Katılıyorum, -1 Biraz Katılmıyorum, - 2 Katılmıyorum, -3 Kesinlikle Katılmıyorum). Ölçeğin 2, 5, 6, 11 ve 12. maddeleri ters şekilde puanlanmaktadır. Tüm maddeler işaretleri dikkate alınarak toplandıktan sonra, negatif değerleri ortadan kaldırmak amacıyla +60 eklenerek toplam puan elde edilmektedir. Ölçekten alınacak en yüksek puan 120’dir. Ölçekten alınan yüksek puan engelli kişilerin, engelli olmayan kişilerle benzer şekilde algılandığı anlamına gelmektedir. Düşük puan ise, engelli kişilerin engelli olmayan kişilerden farklı algılandığını göstermektedir .

  

KAYNAKLAR

Akçamete, G. & Ceber, H. (1999). Kaynaştırılmış sınıflardaki işitme engelli ve işiten öğrencilerin sosyometrik statülerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi. Özel Eğitim Dergisi, 2 (3), 64-74.

Akçamete, G., Gürgür, H. & Kış, A. (2003). Kaynaştırma programlarına yerleştirilmiş özel gereksinimli öğrencilerin okuma-yazma becerilerine ilişkin öğretmen görüşleri. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Özel Eğitim Dergisi, 4 (2), 39-54.

Antonak, R.F., Livneh, H. L. (2000). Measurement of attitudes towards persons with disabilities. Disability and Rehabilitation, 22 (5), 211-224.

Ataman, H. & Vural, H. S. (2007). Ayrımcılığa Karşı Uluslararası İnsan Hakları Mevzuatı, Ankara: İnsan Hakları Gündemi Derneği Yayını,  s. 259-297.

Barnes, C. (1998). “The Social Model of Disability: A Sociological Phenomenon Ignored by Sociologists?”, The Disability Reader: Social Science Perspectives, Tom Shakspeare (ed.), Continuum International Publishing Group, London.

Barr, J. J. & Bracchitta, K. (2008). Effects of contact with individuals with disabilities: Positive attitudes and majoring in education. The Journal of Psychology, 142 (3), 225-243. (www.ebscohost)

Baykoç-Dönmez, N., Avcı N. & Aslan, N. (1997).Normal gelişim gösteren öğrencilerin velilerinin engellilere ve entegrasyona bakışları. I. Ulusal Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Kongresi. Ankara.

Bedini, L. A. (2000), “Just sit down so we can talk: Perceived stigma and community recreation pursuits of people with disabilities”, Therapeutic Recreation Journal, First Quarter.

Burcu, E. (2002). “Üniversitede Okuyan Özürlü Öğrencilerin Sorunları: Hacettepe Beytepe Kampusü Öğrencileri Örneği”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi, 19(1): 83–103.

Burcu, E. (2007). Türkiye’de Özürlü Birey Olma, Temel Sosyolojik Özellikleri ve Sorunları Üzerine Bir Araştırma, Hacettepe Üniversitesi Yayınları, Ankara.

Bodur, S. & Duduran, Y. (2009), “Konya’da engelli çocukların sağlık hizmetlerinden yararlanma ve beklenti durumu”, Genel Tıp Dergisi, 19(4): 169-175.

Cameron, L. & Rutland, A. (2006). Extended contact through story reading in school: Reducing students’ prejudice toward the disabled. Journal of Social Issues, 62 (3), 469-488. (www.ebschohost)

Campbell, J., Gilmore, L. & Cuskelly, M. (2003). Changing student teachers’ attitudes towards disability and inclusion. Journal of Intellectual & Developmental Disability, 28 (4), 369-379.

Deal, M. (2003). Disabled people’s attitudes toward other impairment groups: A hierarchy of impairments. Disability and Society, 18 (7), 897-910. (www.ebschohost)

Deal, M. (2007). Aversive disablism: subtle prejudice toward disabled people. Disability & Society, 22 (1), 93-107.

Diken, İ. H. (2006). Turkish mothers’ interpretations of the disability of their children with mental retardation. International Journal of Special Education, 21 (2), 8-17.

Diken, İ. & Sucuoğlu, B. (2001). Attitudes of Turkish elementary school teachers toward mainstreaming of children with mental retardation. CEC Annual Convention and Expo. April 18-21 2001 Kansas, USA. (Poster session).

Dökmen, Z. Y. & Kışlak, Ş. T. (2004). “Engelli Olan ve Olmayan Üniversite Öğrencilerinin Demografik ve Psikolojik Özellikleri ile Sorunlarının Karşılaştırılması”, Kriz Dergisi, 12(2): 33–47.

Fine, M. & Asch, A. (1988) “Disability Beyond Stigma: Social Interaction, Discrimination and Activism’, Journal of Social Issues, (44) 1, 3–21.

Flower, A., Burns, M. K. & Bottsford-Miller, N. A. (2007). Meta-analysis of disability simulation research. Remedial and Special Education, 28 (2), 72-79. (www.ebscohost)

Handlers, A., & Austin, K. (1980). Improving attitudes of high school students toward their handicapped peers. Exceptional Children, 47 (3), 228-229.

Girli, A. & Atasoy, S. (2007). The Perspectives of Primary School Students with Asperger Syndrome and High Functioning Autism about Inclusion Process. Poster bildiri, 8th International Congress Autism-Europe, Norway.

Girli, A., Yurdakul, A., Sarısoy, M., & Özekes, M. (1998). Zihinsel engelli ve otistik çocukların ebeveynlerine yönelik grup danışmanlığının depresyon, benlik saygısı ve tutumları üzerine etkisi. 10. Yıl Ulusal Psikoloji Kongresinde sunulmuştur.

Gül, İ. I. (2006), Fiziksel Engellilerin Uluslararası Hukukta Korunması ve Uluslararası Standartların İç Hukuka Yansıması, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul.

Gül, İ. I. (2008a), “Bir Hak Mücadelesi Alanı Olarak Engellilik ve Engellilerin Haklarına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi”, Öz-Veri 5(2).

Gül, İ. I. (2008b), “Engelliliğe Dayalı Ayrımcılık”, Birikim, 229, s.45-52.

Kargın, T., & Baydık, B. (2002). Kaynaştırma ortamındaki işiten öğrencilerin işitme engelli akranlarına yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi. Özel Eğitim Dergisi, 3(2). 27-39.

Marsh A, Sahin-Dikmen M. Discrimination in Europe, Executive Summary. Policy Studies Institute. London, November 2002.

Marom, M., Cohen. D. & Naon, D. (2007). Changing disability-related attitudes and self-efficacy of Israeli children via the Partners to Inclusion Programme. International Journal of Disability, Development and Education, 54 (1), 113-127. (www.ebscohost).

McCaughey, T.J., & Strohmer, D.C. (2005). Prototypes as an indirect measure of attitudes toward disability groups. Rehabilitation Counselling Bulletin,48 (2), 89-99.

McDougall, J., Dewit, D. J., King, G., Miller, L. T. & Killip, S. (2004). High school-aged youth’s attitudes toward their peers with disabilities: The role of school and student interpersonal factors. International Journal of Disability, Development and Education, 51 (3), 287-313. (www.ebscohost).

Meyer, L., Gouvier, W. D., Duke, M. & Advokat, C. (2001). Influence of social context on reported attitudes of nondisabled students towards student with disabilities. Rehabilitation Counselling Bulletin, 45 (1), 50-52.

Moore, M. E., Konrad, A. M., Yang, Y., Ng ESW, Doherty A. J. (2011). Thevocationalwell-being of workerswithchildhoodonset of disability:Life satisfactionandperceivedworkplacediscrimination, Journal of Vocational Behavior doi:10.1016/j.jvb.2011.03.019.

Murray, C., Wren, C. T. & Keys, C. (2008). University faculty perceptions of students with learning disabilities: Correlates and group differences. Learning Disability Quarterly, 31, 95-113.

Murray, M. G., Steffen, J. J. (1999). Attitudes of case managers toward people with serious mental illness. Community Mental Journal, 35 (6), 505-514.

Çakmak, N. M. (2006). Türk Kamu Hukuku Açısından Engellilerin Hukuki Statüsü, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku (İdare Hukuku) Anabilim Dalı Doktora Tezi Ankara-s.60, 61.

Oran, B. (2007). Engellilerin Siyasi Yaşama Katılımı: Ankara Örneği, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Hizmet Anabilim Dalı.

Özyürek M. Engellilere Yönelik Tutumların Değiştirilmesi, Ankara; Kök Yayıncılık, 2006:11-23.

Parashar, D., Chan, F. & Leierer, S. (2008). Factor influencing Asian Indian graduate students’ attitudes toward people with disabilities. . Rehabilitation Counselling Bulletin, 51 (4), 229-239. (www.ebscohost.com)

Parasuram, K. (2006). Variables That effect teachers’ attitudes toward disability and inclusive education in Mumbai, India. Disability and Society, 21 (3), 232-242. (www.ebscohost)

Probst, T. M. (2003). Changing attitudes over time: Assessing the effectiveness of a workplace diversity course. Teaching Psychology, 30 (3), 236-239.

Pruett, S. R., Lee E. J., Chan, F., Wang, M. H., & Lane, F. J. (2008). Results from exploratory and confirmatory factor analyses. Dimensionality of the Contact with Disabled Persons Scale, 51 (4), 210-220.

Rimmerman, A., Hozmi, B. & Duvdevany, I. (2000). Contact and attitudes toward individuals with disabilities among students tutoring children with developmental disabilities. Journal of Intellectual and Developmental Disabilities, 25 (1), 13-18.

Rule, S., Killoran, J., Stowitschek, J., Innocenti, M., & Striefel, S. (1985). Training and support for mainstream day care staff. Early Child Development and Care, 20, 99-113.

Şahbaz, Ü. (1997). Öğretmenlerin özürlü çocukların kaynaştırılması konusunda bilgilendirilmelerinin kaynaştırmaya ilişkin tutumların değiştirilmesinde etkileri. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Bolu.

T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı (2009), Toplum Özürlülüğü Nasıl Algılıyor Raporu, Ankara.

T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı (2010), Özürlülüğe Dayalı Ayrımcılığın Ölçülmesi Araştırması Raporu, Ankara.

T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, (2005) II. Özürlüler Şurası, Yerel Yönetimler ve Özürlüler, Komisyon Raporları ve Genel Kurul Görüşmeleri, 26–28 Eylül 2005, Ankara.

Leyser, Y., Cumblad, C., & Strickman, D. (1986). Direct intervention to modify attitudes toward the handicapped by community volunteers: The learning about handicaps programme. Educational Review, 38 (3), 229-236.

Trenberth, L. (2005), “The role, nature and purpose of leisure and its contribution to individual development and well-being” British Journal of Guidance & Counselling, 33, 1, 1-6.

Tufan, İ. & ve Arun, Ö. (2006). Türkiye Özürlüler Araştırması İkincil Analizi, Ankara.

Tufan, İ. & Arun, Ö. (2006). Türkiye Özürlüler Araştırması2002 İleri Analizi, http://www.ozida.org.

Uysal, A. (1995). Öğretmen ve okul yöneticilerinin zihinsel engelli çocukların kaynaştırılmasında karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşleri. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir.

Uysal, A. (2004). Kaynaştırma uygulaması yapan öğretmenlerin kaynaştırmaya ilişkin görüşleri. Özel Eğitimden Yansımalar, s. 121-147.

Ven, L., Post, M., Witte, L. & Heuvel, W. (2005). It takes two to tango: The integration of people with disabilities into society. Disability and Society, 20 (3), 311-329.

Williams, D., Yu Y, Jackson, J. S., Anderson N. B. (1997). Racial Differences in Physical and Mental Health. Journal of Health Pyschology, 2(3):335-351.

 

  “ENGELLİLERE YÖNELİK AYRIMCILIĞA KARŞI” KURUM KÜLTÜRÜ OLUŞTURMA ETKİNLİKLERİ PROGRAMI

 

1-WEB sitesi

Projenin etkinliklerinin ve engellilere yönelik bilgilerin, araştırma sonuçlarının yer alacağı engelliler tarafından da kullanabilecek “erişilebilir web sitesi” olarak tasarlanacaktır. Proje bittikten sonra engelli-engelsiz öğrenciler tarafından sürdürebilirliği sağlanacaktır.

 2-Röportajlar:

DEÜ, 75. Yıl Okul öncesi ve ilköğretim öğrencileri, üniversite öğrencileri ve okul personeli ile video röportajlar yapılarak bireylerin, çocukluk ve yetişkin döneminde engeliler hakkındaki bilgileri, algıları, deneyimleri, varsa klişeleri veya önyargılarının ortaya çıkarılması ve bunları fark etmeleri hedeflenmektedir.

 3-Resim çalışması

DEÜ, 75. Yıl İlköğretim okulunda, okul öncesi ve ilköğretim öğrencilerine engelliler hakkında bilgi verilecek ve “engelsiz bir dünya” ve “engelli bir arkadaşım var” konulu resim yapmaları istenecektir. Bu resimler mayıs ayında engelliler haftasında üniversitenin kampuslarında sergilenecektir. Resimler web sitesinde yayınlanacaktır.

 4-Fotoğraf çalışması:

Engelli öğrenciler ve engelsiz öğrencilerin gözünden “engellilere yönelik ayrımcı uygulamalar, ortamlar”  belgelenecektir. Bu amaçla, şehir merkezine, müzeye, alışveriş merkezine, kafeye engelli-engelsiz öğrencilerden oluşturulmuş gruplarla toplu taşım araçları kullanılarak gidilecek ve bu süreçte karşılaşılan engeller belgelenecektir.

Bu fotoğraflar, DEÜ kampuslarında sergilenecektir.  Proje web sayfasında  “engellerimiz” köşesinde yayınlanacaktır.

5-Geziler

Engelli-engelsiz öğrencilerden oluşturulmuş gruplarla doğa yürüyüşleri yapılacaktır. Bu amaçla DEÜ dağcılık topluluğu ile işbirliği yapılacaktır.

 6-Film gösterimleri:

Engelli öğrencilerle birlikte “ayrımcı uygulamalar, başarılar, birlikte üstesinden gelinen zorlukları” anlatan filmler izlenerek, duyguların, düşüncelerin paylaşımı için film üzerine tartışma yapılacaktır.

 7-Sanat atölyeleri

Engelli ve engelsiz bireylerden (öğrenci-personel-eğitimci) oluşan grupla müzik, resim, seramik atölye çalışması yapılacaktır. Bu atölye çalışmalarında ortaya çıkan ürünler sergilenecektir.

 8- Konferans ve Söyleşiler

Yaptıkları çalışmalarla yurtdışında ve Türkiye’de tanınan kişiler ve uzmanlar davet edilerek söyleşiler, konferanslar düzenlenecektir.